Browsing "Older Posts"

Browsing Category "Sağlık"

Yemekle Birlikte Süt İçmemeliyiz

13 Nisan 2014 Pazar / No Comments


İzzet Baykal Üniversitesi'nden Rektör Profesör Doktor Hayri Coşkun , anne sütü alan çocukların almayan çocuklara göre daha fazla şizofreni olduğunu belirtti.Herkezin süt içmesi gerektiğini söylüyen Coşkun sütün yemekten 1-2 saat önce veya sonra içmesi gerekiliğini söyledi.

Kanserden Kaçış Varmıdır?

9 Nisan 2014 Çarşamba / No Comments
Akrabaları kanser nedeni ile ölen çoğu insanın kafasında "kanser olacak mıyım?" sorusu yer alır. Bu konu hakkına yapılan çalışmalar, birkaç durum dışında akciğer, prostat, barsak ve deri kanseri de dahil pek çok kanserin %90-95'inin kişilere kalıtsal olarak geçmediğini gösteriyor.

Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi'nden Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Doç. Dr. Veysel Sabri Hançer, kanser hakkında konuşurken konuyu ‘genetik’ olmadan yorumlamanın imkansız olduğunu çünkü kanserin sebebinin mutasyon olduğunu belirtti. Fakat kanser genetiğinden kasıt, çoğunlukla (%90-95) çevresel koşullar ve/veya beslenme ile oluşmuş ve tamir edilemeden kalmış mutasyonlar sonucu, normal hücrelerin anormal hücrelere dönüşmesi ve bu anormal hücrelerin kontrolsüzce bölünüp çoğalmasıdır. Yani bu durumda, kişi doğduğunda bu mutasyon/lara sahip değildir ve bu mutasyonlar çocuklarına aktarılmaz. Genetik kelimesi ile aile bireylerine aktarım kast edilmemektedir.

10 AKRABANIZDAN 3'Ü KANSERSE BU GENETİK SAYILMAZ

Günümüzde Amerika'da her on ölümden ikisinin nedeni kanserdir. Bu oran ülkemizde de yüksektir. Örneğin 10 akrabanız ölmüş ise, 2 veya 3'ünün ölüm nedeninin kanser olması ailesel değil, beklenilen bir sonuçtur. Eğer ölmüş olan bu insanların hepsi sağlıklarında sigara içmişlerse, 10 kişiden 3’den daha fazlasının kansere bağlı olarak hayatını kaybetmiş olması yine istatistik olarak beklenilen bir sonuçtur. Tek yumurta ikizleri ile yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar sunmakta, ikizlerden birinin kansere yakalanması durumunda, diğer ikizin de kansere yakalanma oranı toplumdaki diğer bireylerden farklı bulunmamıştır.

Kanserli bireylerin çok azında altta yatan ailesel faktör/ler vardır. Bu nadir kalıtsal olan grupta kansere duyarlı genler, ailenin diğer üyelerine geçer. Bu genler direktolarak kansere neden olmaz çünkü kanser gelişimi için bir dizi mutasyon gerekmektedir. Kanserin erişkinlerde çocuklardan daha fazla görülmesinin nedeni de budur, çünkü hata birikimi için gerekli olan süre sağlanmıştır. Bu tür genleri taşıyan kişiler, kansere neden olan çevresel faktörlere taşımayan kişilere kıyasla daha duyarlıdır.

BU GENLER KANSERLE İLİŞKİLİ

Bazı kanser tiplerine duyarlı olan genler tespit edilmiş olup, hasarlı bu genlerin çoğunun belirli organlarda kansere neden olduğu saptanmıştır. Örneğin BRCA1 ve BRCA2 isimli genler meme, yumurtalık ve prostat kanserlerinde, APC, KRAS, MSH2 ve MLH1 genleri barsak kanserinde, VHL geni von Hippel-Lindau sendromu, STK11 geni ise Peutz-Jeggers sendromunda rol almaktadır. TP53 ve RB1 ise birçok ailesel olmayan ve kendiliğinden gelişen kanser ile ilişkilidir. Bu genlerin, mutant (anormal) kopyalarını taşıyan insanlarda bu kanser tipleri topluma oranla daha sık gözlenir. Kişinin yaşam tarzı, (beslenme, sigara, alkol tüketimi, çalışma ortamı) kansere zemin hazırlaması açısından, bu genler ile birlikte etkilidir. Genetik testlerde mutasyon saptanmaması, risk olmadığı ve kansere kesin olarak yakalanmamak anlamına gelmemektedir, yalnızca kanserin kalıtsal formuna yakalanma olasılığı büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Kalıtsal olmayan kanser gelişimi için risk, toplumdaki diğer bireylerdeki gibi devam etmektedir. KANSERDEN KAÇABİLİR MİYİZ

Aslında mutasyon hücre için çok da doğal olmayan bir durum değildir, hepimiz hergün mutasyon yaşamaktayız. DNA’da meydana gelen bu mutasyon/lar, hücre tarafından algılanır, tamir genlerinin ürünleri ile de tamir edilir. Araştırmalarda bir kanser hücresi ile sağlıklı bir hücre kaynaştırıldığında, oluşan bu yeni hücreden bölünüp çoğalan hücrelerin kanser hücreleri olmadığı, normal hücreler olduğu saptanmıştır. Bunun nedeni, sağlıklı olan hücredeki tamir genlerinin ürünleri olan proteinlerin, kanser hücresindeki bozuklukları (mutasyonları) tamir etmesidir. Beslenme ve hayat tarzımıza özen göstererek genlerimizin sağlam kalmasını, dolayısı ile kanseri önlemek mümkündür.

Dogal olmak en guzeli

/ No Comments
Sözkonusu "güzellik" ve "estetik" olunca beğenilen örnekler de oldukça fazla oluyor. Özellikle de sözkonusu olan yüz güzelliğinde önemli rol oynayan "burun" ise. Çoğu zaman burun şeklinden şikayetçi olan hastalar ellerinde örnek bir burun fotoğrafıyla doktorun kapısını çalıyor.

Peki o fotoğraftaki burun, yeni bir burun isteyen hastaya yakışır mı? Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Süreyya Şeneldir, estetik burun ameliyatlarında önemli olanın örnek gösterilen ve istenen değill, kişinin yüz şekli ve kemik yapısının önemli olduğunu vurguluyor:

"Her insanın yüz şekli ve kemik yapısı farklıdır. Kişinin yüz şekline ve oranlarına uygun bir burun yapılması estetik açıdan çok önemli bir gerekliliktir. Güzel bir burun orantılı ama "ben varım" diyen burundur. Doğuştan güzel olan burunlara bakın hiç biri silik görünmezler, hepsi de ön plandadırlar. Maalesef bazen güzel burun yapmak adına burun yüzde orantısız hale getiriliyor yani aşırı küçültülüyor. Burun yüzdeki hakimiyetini kaybediyor. Yüzde kaybolup gidiyor. Küçük burun isteği ile gelen hastalara hep bunu anlatıyorum.Estetik anlamda güzel bir burun, hangi açıdan bakılırsa bakılsın güzel görünen bir burundur. Burun yandan (profilden), önden ve alttan bakıldığında güzel görünmelidir. Her insana aynı güzel burnu değil, kişinin yüzüne uygun (kişiye özel) burun yapmak çok önemlidir. Çünkü birine yakışan burun diğerine yakışmaz.Estetik burun ameliyatında hastanın yüz şekli ve kemik yapısının elverişliliği birlikte değerlendirilerek hasta ve hekim tarafından ortak bir fikir birliği sonucunda daha iyi bir görünüm ve işlev sağlamaya çalışır. Hiçbir zaman mükemmel bir burun taahhüt edilemez. Hastaya ait fiziksel özellikler analiz edildikten sonra mümkün olan en iyi sonuç sağlanmaya çalışılır."

BURUN ESTETİĞİNDE REFERANS DOĞUŞTAN GÜZEL OLAN BURUN

KBB Uzmanı Op. Dr. Süreyya Şeneldir, estetik burun ameliyatında hedefin ne olduğu ve referansın nereden alındığına vurgu yapıyor:

"Burna şeklini veren kemik ve kıkırdaklardır. Hekim, ameliyat sırasında bu yapılar üzerinde çalışır. Olması gerekenden büyük yapılar varsa küçültülür. Küçük olan yapılar ise büyütülür. Zayıf kıkırdak ve kemikler güçlendirilir. Her insanda farklı olan kıkırdak yapılar analiz edilip, sorunları tespit ettikten sonra uygun çözüm tekniklerini uygulamak gerekir. Hedef çekici ve işlevsel burun. Referans doğuştan güzel burunlu insanların anatomik yapısıdır. Teknik, kkırdak ve kemik yapıları zayıflatıcı, tahrip edici, yok edici teknikler yerine takviye edici sağlamlaştırıcı teknikler kullanılmalıdır. Felsefe, herkes aynı tarz burna sahip olmak zorunda değil. Burun yüze özel olmalıdır. İdeal burunda cinsiyet, etnisite, ihmal edilmemelidir."

Op. Dr. Süreyya Şeneldir, estetik burun ameliyatı olacak hastaların doktoruyla yaptığı görüşmede bu noktalara dikkat etmesi gerekitğini de sözlerine ekledi.

kategori ayarları ---

8 Nisan 2014 Salı / No Comments
asdas